İyi Haber Nedir?

Müjde: Tanrı’nın Kurtuluş Planı ve Vaat Edilen Mesih

İnsanlık tarihi boyunca sorulan en büyük soru, Tanrı ile aramızdaki kopukluğun nasıl giderileceğidir. Bu kopukluk ile oluşan umutsuzluğun yerine insanlar doğru olduğunu söyledikleri inançları oluşturmuştur. Kutsal Yazılar, bu cevabın insan icadı bir din değil, Tanrı’nın bizzat hazırladığı bir “Kurtuluş Planı” olduğunu ilan eder.

Uçurum: Günahın Doğası ve İnsanın Çaresizliği: İnsan yaratıldığında Tanrı ile tam bir uyum içindeydi; ancak günahla birlikte sadece bir davranış bozulmadı, insanın iç yapısı bozuldu.

Tanrı’dan Ayrılış: Günah, Tanrı’dan ayrı bir varoluş halidir ve insan kendi çabasıyla bu uçurumu kapatamaz. İyilik Yetmez: Bir uçak kazasında okyanusun ortasında kalan birinin kıyıya yüzerek ulaşması imkansızdır, işte iyi işler yaparak kurtulmaya çalışmak da böyledir. Kurtuluş Teknesi: Bizim bir “yüzme tekniğine” (Dinler: insanlara iyiyi yapmayı ve kötülükten kaçınmayı öğreten kurallar ve yasaklar sistemi) değil, bizi karaya ulaştıracak bir “tekneye” (İsa Mesih’e) ihtiyacımız vardır.Çünkü günahlarımız o kadar büyüktür ki dinlerin verdiği “şunu yapma, bunu yapma emirlerini yerine getirmek bizi sonsuz yaşama ulaştıramaz. Günahı temsil eden okyanusta bu kurallar yalnızca birer yüzme stili gibidir; insanın kendi gücüyle kurtulamayacağını ve ne kadar çaresiz olduğunu gösterir.Bu yüzden kurtuluşumuzun “teknesi” İsa Mesih’tir, çünkü O günahsız bedenini günah sunusu olarak sundu ve Kutsal kanını dökerek bizim günahlarımız için bağışlanma sağladı. Ancak bu, yasanın kötü olduğu veya Hristiyanların artık İyilik yapmasına gerek olmadığı anlamına gelmez. Yasa kutsal ve iyidir; insanın günahını fark etmesini sağlar ve doğru olanı gösterir. Fakat yasa kurtarmaz: kurtuluş yalnızca İsa Mesih’in lütfuyla mümkündür. Bu yüzden Hristiyanlar iyilik yapmayı kurtulmak için değil. Tanrı’nın lütfuna karşılık sevgiyle yaşamak için yaparlar.

Eski Antlaşma’da Mesih Kehanetleri

İsa Mesih’in gelişi bir tesadüf değildir. O, kendisinden yüzyıllar önce yazılmış 300’den fazla peygamberlik sözünü (kehaneti) gerçekleştirerek kimliğini kanıtlamıştır.

İSA MESİHİN ÖĞRETİSİ

İsa Mesih, insanlara sadece kurallar değil, bizzat kendisini sundu. O’nun öğretisi tarihteki en büyük etik değerleri içerir

Kendine Odaklı Davet: “Yaşam ekmeği Ben’im,” “Dünyanın ışığı Ben’im,” “Yol, gerçek ve yaşam Ben’im” diyerek tüm ruhsal açlığın cevabının kendisi olduğunu söyledi.

Sevgi Yasası: “Düşmanlarınızı sevin,” “Komşunu kendin gibi sev” ve “Başkalarının size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın” diyerek sevgiyi temel alan bir yaşam öğretti.

(İsa Mesih’in bu heykeli Rio’da’dır. Herkesi kendine davet ettiği için kollarını dünyaya açar.)

Özgürlük Vaadi: “Oğul (İsa) sizi özgür kılarsa, gerçekten özgür olursunuz” diyerek insanları bağımlılıklardan ve korkulardan kurtarmayı vaat etti.

Hizmetkar Liderlik: “Aranızda büyük olmak isteyen, diğerlerinin hizmetkarı olsun.” İsa, öğrencilerinin ayaklarını yıkayarak bu alçakgönüllülüğü bizzat göstermiştir.

Lütuf ve Yasa: İnsanın kendi çabasıyla (yasa ile) kurtulamayacağını, ancak Tanrı’nın karşılıksız armağanı olan lütuf ile aklanabileceğini öğretir.

Bağışlama: İsa, kendisine ihanet edenleri ve O’nu çarmıha gerenleri bile bağışlamış, takipçilerine “yetmiş kere yedi kez” (yani sınırsızca) bağışlamayı öğretmiştir. Şiddet döngüsünü kırmak için de şunu söylemiştir. Ama ben size diyorum ki, kötülüğe karşı koymayın; kim sağ yanağınıza vurursa, ona diğer yanağınızı da çevirin.” (Matta 5:39 KJV’dan Türkçeye çevrilmiştir.)

Çarmıh ve Diriliş

İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümü bir kaza değil, günahın bedelini ödeyen bir kefarettir.

Yargıyı Üstlendi: Bizim hakettiğimiz yargıyı O kendi üzerine aldı; günahın Tanrı’dan ayıran karanlığını kendi bedeninde taşıdı. Ölümü Yendi: Üçüncü gün ölümden dirilerek, kendisine iman eden herkese sonsuz yaşamın kapısını açtı. Tarihsel Gerçek: Dirilişi sadece bir inanç değil; boş mezar, 500’den fazla görgü tanığı ve hayatları tamamen değişen elçilerle kanıtlanmış tarihsel bir vakadır. Tanrı kurtuluş planını peygamberleri aracılığıyla adım adım açıklamıştır. Buradaki asıl soru şudur: İnsanlar sözlerimi değiştirdi diye sürekli yeni kitaplar gönderip planını güncelleyen bir yaratıcıya mı, yoksa en başından beri değişmeyen o büyük kurtuluş planını sadakatle yürüten ve bu planın özü olan Kendi Sözü’nü (Oğlu’nu) günahlarımıza kefaret olması için dünyaya gönderen sevgi dolu Tanrı’ya mı inanacağız? “Biz Hristiyanların iman ettiği şeyler sonradan ortaya çıkmış iddialar değildir. Mesih hakkında söylediklerimiz, ondan yüzyıllar önce Eski Ahit peygamberleri tarafından bildirilmiştir. Ellerin ve ayakların delinmesi, bedeninin çürümemesi, Tanrı’nın Oğlu’nun gelişi (Süleyman’ın Özdeyişleri 30:4) ve günahlarımız için acı çeken kurtarıcı (Yeşaya 53) gibi birçok peygamberlik buna tanıklık eder. Bu yüzden bizler bir efsaneye ya da tahrif edilmiş sözlere değil; yaklaşık 1500 yıllık eski ahit peygamberliği boyunca Tanrı tarafından bildirilen vaatlere, peygamberlerin Mesih hakkında önceden söylediklerine güvenerek iman ediyoruz.”

שמע ישראל יהוה אלהינו יהוה אחד -> Yisra’el Adonai Eloheinu Adonai Echad -> Dinle ey İsrail! Rab bizim Tanrımızdır, Rab tektir (Shema Duası Tanrının birliğinden bahseder. Hristiyanlık ve Musevilik için çok önemlidir. Yani Hristiyanlar 3 tanrıya değil tek Tanrıya inanır (Ve M.O 6. Yüzyılda yeşeya peygamberin kitabında Tanrının 3 şahıs olduğunu görmekteyiz b.k.z Yeşeya 48:16)

Teslis Nedir? (Tanım ve Öz) Teslis, Tanrı’nın tek bir öz (ousia) içinde, birbirine eşit ve ebedi üç şahsiyette (persona) var olmasıdır: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh. Baba: Her şeyin kaynağı, planlayıcısı ve gönderenidir. Oğul (İsa Mesih): Tanrı’nın ebedi Sözü’dür (Kelam’ı). İnsan bedenine bürünerek kurtuluşu gerçekleştirmiştir.Kutsal Ruh: Tanrı’nın etkin gücü ve varlığıdır. İnanlıları yönlendirir, teselli eder ve kutsal kılar. Önemli Not: Teslis, 1+1+1=3 değil: her şahsiyetin aynı ilahi özü paylaştığı bir birliktir.

Eski Ahit’teki Teslis kanıtları

Eski Ahit’te Tanrı kendini sadece “tek” olarak değil, kendi içinde bir “birlik” (Echad) olarak tanıtır. Yaratılış 1:1-3: Yaradılış kitabının ilk 3 ayetinde 3lü birlik görülmektedir. Baba yaratır, Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde hareket eder ve Tanrı, Sözüyle (Oğul/Kelam) “Işık olsun” der. Yaratılış 1:26: “Tanrı dedi ki, “İnsanları kendi suretimizde, kendi benzerliğimizde yaratalım’ dedi.” Buradaki “biz” ve “benzeyişimiz” ifadeleri şahsiyetlerin çoğulluğunu gösterir. Mezmurlar 45:6-7: “[6] Ey Tanrı, tahtın sonsuza dek kalıcıdır; krallığının asası doğru bir asadır. [7] Sen doğruluğu seversin, kötülüğü ise sevmezsin. Bu nedenle Tanrı, senin Tanrın, seni akranlarından üstün olarak sevinç yağıyla meshetti.” Burada Tanrı’nın, Tanrıyı meshetmesinden bahsedilir (Baba’nın Oğul’u meshetmesi.) Yeşeya 48:16: (Yaklaşın bana, dinleyin şunu: Başlangıçta gizli konuşmadım, başından beri oradayım, şimdi de RAB Tanrı(Baba) ve Ruhu beni (Oğul) gönderdi.” Bölümde Tanrı konuşmakta ve tanrının sözü şunu demekte beni Tanrı ve Ruhu gönderdi diyerek M.Ö 6. Yüzyılda Tanrı, Tek Tanrı 3 kişi olduğunu bize söylemiştir. Yani M.S 325 Teslis’in formül olarak söylenmesinden 800-900 yıl önce Tanrı bu sırrı peygamber yeşeya aracılığıyla söylemiştir.

(Vaftizci Yahya’nın Rab İsa’yı vaftiz etmesi ile İsa Mesihin Mesihlik görevi başlar ve Baba’nın sesi yankılanır, Oğul vaftiz olmaktadır, Kutsal Ruh ise güvercin olarak inmektedir.)

Tanrı’nın Sevgisi Üzerine Düşünelim:

Bir soru düşünelim: Yaratılmış bir varlığın sevgisi mi daha büyüktür, yoksa Tanrı’nın sevgisi mi? Çoğu kişi Tanrı’nın sevgisinin daha büyük olduğunu kabul eder. Bu doğru bir cevaptır. Şimdi başka bir soru soralım: Hangisi daha üstün bir sevgidir: kendini sevmek mi, yoksa bir başkasını sevmek mi? Eğer narsist değilseniz, en üstün sevginin bir başkasını sevmek olduğunu kabul edersiniz. Çünkü gerçek sevgi kendine değil, başkasına yönelir. O halde şu soruyu düşünelim: Tanrı her şeyi yaratmadan önce kimi seviyordu? Tek ilah tek kişi düşünüyorsanız tek kişi olduğu için sevdiği tek kişi kendisi olur. Bu ise sevginin en düşük seviyesidir, kendini sevmek. Ama Hristiyanlıkta Tanrı: Baba, Oğul (Kelam) ve Kutsal Ruh olarak vardır. Bu nedenle Tann’nın içinde sonsuzdan beri süren bir sevgi ilişkisi vardır. Baba Oğul’u sever, Oğul Baba’yı sever ve Kutsal Ruh bu sevgi birliğinin içindedir. Yani Tanrı yaratılıştan önce bile başkasını seven bir sevgiye sahipti. İşte bu, sevginin en yüksek seviyesidir. Bu sevginin sonucu olarak da yaratılış ortaya çıkmıştır. Şimdi kendinize şu soruyu sorun. Narsist bir yaratıcıya mı tapmak istersiniz, yoksa sonsuz sevgiye sahip Tanrı’ya mı? Bunu daha iyi anlamak için bir örnek düşünün. Evrenin kralı olduğunuzu hayal edin. Bir gün çocuğunuzun denizde boğulduğunu görüyorsunuz. O anda tacınızı yere atıp koşarak çocuğunuzu kurtarmaya çalışmaz mıydınız? Eğer cevabınız evet ise, bu çocuğunuzu gerçekten sevdiğinizi gösterir. İşte Mesih İsa da bunu yaptı. O, tüm yaratılışın kralı olmasına rağmen bizim için yüceliğini bir kenara bıraktı. İnsan oldu ve bizi günahlarımızdan kurtarmak için dünyaya geldi. Bizi sudan çıkaran biri gibi, bizi günahın içinden çıkardı. Bunu ise çarmıhta günahsız bedenini günah sunusu olarak vererek yaptı. Bu, Tanrı’nın sahip olduğu sonsuz sevginin bir göstergesidir. Şimdi herkes kendine şu soruyu sorabilir böyle merhametli bir tanrıya inanmayan başka bir ilaha inan birisi şunu kendisine desin benim kendi ilahım benim için ne yaptı? Bencil ve narsist bir yaratıcıya iman edeceksiniz yoksa sonsuz sevgiye sahip olan tanrıya mı? Cihat edin, inanmayanları öldürün diyen birine mi yoksa sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı çevirin diyen mi sizin tanrınız?

Yeni Yaratılış

İsa Mesih’e iman etmek ile günahın egemenliğinden kurtuluruz çünkü İsa Mesih bizim günahlarımız için çarmıha gerilmiştir günahlarımızdan sorumlu değiliz. Ama bu şu demek değildir o zaman dilediğimiz kadar günah işleyelim.

Günah bize egemen olamadığı için günaha kölelik etmemekteyiz. İsa Mesih’e iman etmekle günahlı bedenimiz öldü ve ruhsal olarak yeniden doğduk buna yeni yaratılış denmektedir. Yeni yaratılışı giyindikten sonra yani iman ettikten sonra Kutsal Ruhun denetiminde yaşarız. Kutsal Ruh bizi kutsallaştırır ve bizi İsa Mesihin krallığına hazırlar. Aziz Yakubunda dediği gibi eylemsiz iman ölüdür.

Kulsal Ruh ve Yeni Yaşam: Ruhsal Doğuş ve Kutsallaşma Yeni Ahit’e göre kurtuluş, sadece bir zihin onayı değil, Kutsal Ruh aracılığıyla gerçekleşen köklü bir yeniden doğuştur.

Ruhsal Diriliş: İnsan, günahları nedeniyle ruhsal olarak ölü bir durumdadır. Kutsal Ruh, Mesih’in müjdesi aracılığıyla kişinin yüreğine dokunur ve ona Tanrı’nın yaşamını üfler. Bu an, “yeni yaşamın” başladığı andır. Artık kişi, sadece bedensel değil, ruhsal bir varlık olarak Tanrı ile barışmıştır.

İçsel Mesken: Kutsal Ruh, inanan kişinin bedenini kendisine bir tapınak seçer. Bu “yeni yaşam”, insanın kendi ahlaki çabasıyla değil, Ruh’un içeriden dışarıya doğru yaptığı bir değişimle sürer.

Kutsallaşma: Yeni yaşam, Mesih’in karakterine bürünmektir. Kutsal Ruh, inananı dünyasal arzulardan arındırarak, sevgi, sevinç, esenlik, sabır ve özdenetim gibi meyvelerle donatır. Bu, Mesih’in ikinci gelişine kadar sürecek olan bir olgunlaşma sürecidir.

Kilise: Mesih in Dünyadaki Yaşayan Bedeni

Kutsal Ruh tarafından verilen yeni yaşam. kişiyi bireysel bir dindarlığa değil, Kilise dediğimiz ruhsal topluluğa bağlar. Yeni Ahit’te Kilise, taş binalar değil, “Mesih’in Bedeni’dir. Ruh’un Birliği: Kutsal Ruh, her inananı farklı yeteneklerle (ruhsal armağanlarla) donatır Ancak bu çeşitlilik, Kilise’nin tek bir vücut gibi hareket etmesi içindir. Her bir uzuv (inanan), Kutsal Ruh’un gücüyle bütünün İyiliği için çalışır

Paydaşlık ve Güç: Kilise, yeni yaşamın yaşandığı ve korunduğu kaledir. İnananlar bir araya gelerek birbirlerini ruhsal olarak besler, teselli eder ve uyanık tutarlar. Dünya Üzerindeki Elçilik: Kilise, Mesihin göğe yükselişi ile tekrar gelişi arasındaki sürede O’nun yeryüzündeki tek temsilcisidir. Kutsal Ruh’un verdiği yetkiyle, karanlıkta kalan dünyaya kurtuluşun ışığını yansıtır

Mesih’in İkinci Gelişi: Nihai Zafer ve Tamamlanma

Tüm bu süreç (yeni yaşam ve kilise hayatı), tek bir büyük olaya, yani Mesih’in İkinci Gelişi’ne odaklanmıştır. Bu geliş, her seyin nihai sonucudur. Gelinin Hazırlığı: Yeni Ahit, Kilise’yi “Mesih’in Gelini” olarak tasvir eder. Kutsal Ruh’un bugünkü görevi, bu gelini (kiliseyi) lekesiz, kutsal ve diri bir şekilde Damat (Mesih) ile buluşmaya hazırlamaktır. Bedensel Değişim: Mesih geldiğinde, içimizde yaşayan Kutsal Ruh’un gücü, ölümlü bedenlerimizi de değiştirecektir. Şu an ruhsal olarak sahip olduğumuz “yeni yaşam”, o gün hem ruhsal hem bedensel olarak mükemmelliğe ulaşacaktır. Sonsuz Egemenlik: Mesih’in gelişiyle ölüm, acı ve günah tamamen ortadan kalkacaktır. Kutsal Ruh’un bugün kalbimize verdiği o huzur ve yaşam, o gün tüm evrene yayılacak ve Tanrı’nın egemenliği sonsuza dek kurulacaktır.

Sık Sorulan Sorulara Cevaplar

Hristiyanlık Değiştirildi mi?

“Hristiyanlığın değişmediğini %100 kanıtlarsam iman eder misin?”Bu soruya çoğu kişi peşinen “hayır cevabını veriyor. İlginç olan şu ki; Ülkemizde pek çok ateist bile, farkında olmadan İslamiyet’in sunduğu “tahrif edildi” argümanını mutlak birgerçekmiş gibi kabul edip savunuyor. İslam inanç sistemini sorgularken bile, İslamın verdiği gözlükle Hristiyanlığa bakmaya devam ediyor.Peki, bu iddia gerçekten tarihi verilere mi dayanıyor yoksa sadece bir ön yargı mı?

İki Temel Kanıt: İmansal ve Tarihsel

Kutsal Kitap’ın değiştirilmediğini iki anabaşlık altında inceleyebiliriz: İmansal Kanıtlar: Tanrı’nın kendisözünü koruma gücü, Kutsal Kitap’ın içsel tutarlılığı ve Tanrının, Kutsal sözlerinin değiştirilmesine izin vermeyeceği vaadi.

Tarihsel Kanıtlar: Arkeolojik bulgular, antik el yazmaları ve tarihsel tanıklıklar.Bu konuya dair sitemizde çok kapsamlı ve derinlemesine bir yazı dizisihazırlıyorum. 2027 ye kadar tamamlamayı hedeflediğim bu çalışma, muhtemelen üzerinde en çok emek harcadığım ve en detaylı araştırma olacak. Şimdilik kabaca baksak yeter.

İmansal Deliller

Kutsal kitabın değiştirilemeyeceğine dair deliller dinsel deliller ve tarihsel deliller olarak ikiye ayırabiliriz bunlardan ilki olan dinsel deliller içerisinden bazılarına bakalım. M.Ö 1500 den itibaren Tanrısal söz yazıya geçirilmiştir. 1600 yıl boyunca 66 kitap 40’a yakın yazar tarafından farklı zamanlarda yazılmıştır. Her kitap bir öncesinin değiştirilmediğini onaylar ve üstüne koyarak devam eder. 66 kitabın içeriğine bakınca şunu görürsünüz hiçbir tanrısal esin ile gelen peygamber öncesini tahrif ettiler bu yenisi diyerek gelmemiştir. Çünkü Tanrı sözünü koruyacağına dair söz vermiştir ve sözünü tutmuştur daha sonra İşleyeceğimiz tarihsel deliller bunu ispatlar. Peygamberler ve son çağda herşeye mirascı kıldığı oğlu İsa Mesihde değiştirilmediğini doğrulamışlardır. Çünkü öncesini değiştirilmediğini doğrulayan Tanrıdan gelir sözlerinin güvenirliğini teyit eder ama öncesini geçersiz kılan kötü olandan gelir. Çünkü kötü olan şeytan, Tanrının sözlerine güvenimizi yitirmemizi ister. Tanrı’nın sözünün güvenilirliği sarsıldığında, bir sonraki aşama şeytanın peygamberlere olan inancı zayıflatmasıdır. Tanrı peygamberler gönderir, fakat insanlar onların varlığına inanmazsa bu mesaj etkisiz kalır. Bu yüzden şeytanın amacı, peygamberlerin artık gelmediği fikrini yaymaktır.Böylece insanlar, sözünü koruyan ve peygamberler gönderen Tanrı yerine; sözünü koruyamayan ve artık peygamber göndermeyen bir Tanrı düşüncesine yönelir.Oysa Tanrı, karanlığın yenilip ışığın galip geleceği zamana kadar insanları uyarmaya devam eder. Kendi Krallığı gelene dek, insanları ne sözünden ne de peygamberlerinden mahrum bırakmayacağını vaat eder.Nitekim İncil’de şöyle denir:”Gök ve yer ortadan kalkacak, ama sözlerim ortadan kalkmayacak.” (Matta 24:35)Aynı şekilde Yeşaya Kitabı’nda da şöyle yazılıdır:”Çimen kurur, çiçek solar; ama Tanrımızın sözü sonsuza dek kalır.” (Yeşaya 40:8)Bu ayetler bize şunu gösterir: Tanrı’nın sözü değişmez ve güvenilirdir. Eğer Tanrı’nın sözü değişseydi, O’nu bütün yüreğimizle sevip güvenmemiz mümkün olmazdı.

Tarihsel Deliller -Eski Ahit-

1. Yazım Kuralları ve Malzeme StandartlarıBir Tora rulosunun “kaşer” (geçerli) kabul edilmesi için çok katı kurallara uyulması gerekir: Parşömen: Sadece kaşer (helal) kabul edilen hayvanların derisinden yapılır. Mürekkep: Özel bir karışımla (genellikle is, sakız ve bakır sülfat) hazırlanan, simsiyah ve kalıcı bir mürekkep kullanılır.Kalın Kamış Yazım için metal kalem kullanılmaz: genellikle kamış veya büyük bir kuşun (hindi veya kaz) tüyü kullanılır.Satır Çizgileri: Parşömen üzerine harflerin düzgün olması için görünmez çizgiler (sirtut) kazınır. Harfler bu çizgilerin üzerine asılı gibi yazılır. 2. “Sofer”in Ruhani HazırlığıNiyet: Hattat, yazmaya başlamadan önce bu işi Tanrı adına yaptığına dair sözlü bir niyet beyanında bulunur.Ritüel Temizlik: Her gün çalışmaya başlamadan önce ritüel bir banyo (Mikve) yapılır. Kutsal isim (Tetragrammaton): Tanrı’nın dört harfli kutsal ismini yazmadan önce hattatın vücudunu temizlemesi ve “Tanrı’nın adının kutsallığı için yazıyorum demesi şarttır. Bu ismi yazarken bir hata yapılırsa, o sayfa tamir edilemez: gömülmek üzere ayrılır (Geniza). Bakarak Yazma: Hattatın tek bir harfi bile ezberden yazması yasaktır. Önünde mutlakaonaylı bir kopya (Tikkun) bulunmalıdır.Sesli Okuma: Hattat her kelimeyi yazmadan önce önündeki metinden yüksek sesle okumalıdır.Harf Aralığı: Harfler birbirine asla değmemelidir. Eğer iki harf birbirine değerse veya bir harf tam oluşmazsa (örneğin bir ‘He’ harfi ‘Het’ gibi görünürse), o rulo geçersiz sayılır. (Toprağa Gömülmelidir)Harf ve Kelime Sayımı. Tora’daki her kitabın tam merkezindeki harf, kelime ve ayet bilinir. Yazım bittiğinde bu sayımlar yapılır. Eğer toplam sayı tutmazsa hata olduğu anlaşılır. Düzeltmen Kontrolü: Başka bir uzman hattat metni baştan sona okur.Genel Kontrol: Metindeki harf aralıkları ve şekil bozuklukları incelenir.1947’de bulunan Ölü Deniz Parşömenleri (yaklaşık 2000 yıllık), bugünkü modern Tevrat metinleriyle karşılaştırıldığında, aradan geçen milenyumlara rağmen aradaki farkın sadece birkaç harf imlasından ibaret olduğu görülmüştür. Bu, Yahudi hattatlık sisteminin başarısının en büyük arkeolojik kanıtıdır.Bunun gibi diğer bir çok konuda tanrının kelamına karşı titiz tutum 3300 yıldır yahudi geleneğidir. Ölü Deniz yazımaları bunun ispatıdır. Eski ahit deki her Metin günümüzde ki ile aynıdır

Tarihsel Deliller-Yeni Ahit-

Latince, Süryanice ve Kipti dillerindeki çevirilerle birlikte toplam kopya sayısı 25.000’in üzerindedir. Bu kadar çok kopya, metinlerin karşılaştırılarak ilk orijinal halinin %99.5 doğrulukla tespit edilmesini sağlar.Olay ve Yazım Arasındaki Zaman Farkı Bir belgenin olaylara ne kadar yakın yazıldığı, güvenilirlik için kritiktir. Yeni Antlaşma metinleri, görgü tanıklarının hala hayatta olduğu bir dönemde kaleme alınmıştır.P52 (Rylands Papirüsü): M.S. 125 civarına tarihlenen bu parça, Yuhanna Müjdesi’nin bir kısmını İçerir ve orijinal yazımla arasında sadece birkaç on yıl vardır. (P52 papirüsü bulunan 2026 itibariyle bulunan en erken yeni ahit bulgusudur ve Mısır’da bulunmuştur bu şunu ispatlar yeni antlaşma metinleri 30 yıl içerisinde dünyanın her yerine yayılmıştır.)Erken Dönem Kilise Babaları: İkinci yüzyılın başındaki yazarlar (Polikarp, Ignatius vb.), Yeni Antlaşma ayetlerinden o kadar çok alıntı yapmışlardır ki, tüm Yeni Antlaşma metinleri kaybolsa bile sadece bu alıntılarla metnin %90’ından fazlası yeniden oluşturulabilir.Tarihçiler, bir metnin yazarlarının motivasyonuna da bakarlar.Yalana Ölmek: Incil yazarlarının ve ilk müjdeleyicilerin hemen hepsi (Yuhanna hariç) inançları uğruna işkence görmüş ve öldürülmüştür. İnsanlar, yalan olduğunu bildikleri bir şey için canlarını vermezler.

“Dünyada günümüze ulaşan en fazla el yazması nüshasına sahip olan ve matbaanın icadından sonra en çok basılan metin, açık ara farkla Yeni Antlaşma’dır (İncil). Tarih boyunca el ile çoğaltılan binlerce kopyasının yanı sıra, matbaanın yaygınlaşmasıylabirlikte Kutsal Kitap’ın toplam baskı sayısının 7 milyarı aştığı tahmin edilmektedir. Kısacası, insanlık tarihinde üzerinde en çok kopya üretilen ve dağıtılan metin Kutsal Kitap’tır.” 100-300 yılları arasında bulunan arkeolojikbulgular örneğin Alexamenos Graffitisi (Mesih İsaya iman etmiş birisiyle alay etmek için Romalılar tarafından çizilen görsel Mesih İsa’nın Tanrı olduğu o zamanda biliniyor) Ve 141 adet olan 100-399 yılları arasında bulunan bu papirüslerdeki yazılar günümüzde ki ile aynıdır.

Neden 4 İncil Var? (4 tane olması değiştirildiği anlamına mı gelmektedir?)

Bir gün fotokopi çektirirken bilgisayardaki isa Mesih’in vaftiz görüntüsünü gören bir adam bana,”Nereden biliyorlar böyle olduğunu? Zaten 4 tane Incil var, biri ‘Allah’, biri ‘Allah’ın oğlu, biri insandı’ diyor.” demişti.Aslında bu sözler, toplumda İncil hakkında ne kadar bilgi eksikliği olduğunu gösteriyor. Peki gerçekten neden 4 Incil var? “İncil Kelimesi Ne Demektir?”Incil” kelimesi Arapçadır, Arapçaya da Yunanca “euangelion” kelimesinden geçmiştir. Anlamı: “İyi Haber dir.Yani biri “Incil değiştirildi” dediğinde aslında “iyi haber değiştirildi” demiş olur. Peki iyi haber nedir?İyi haber; Tanrı’nın Oğlu Rab İsa Mesih’in biricik, günahsız bedeninde çarmıhta günahı yok etmesi, üçüncü gün dirilmesi ve ölümün gücünü yok etmesidir.Neden 4 Tane? Bir Tane Yelmez miydi? 4 Tane Olması Tahrif Olduğu anlamına mi gelir?Kutsal Kitap toplam 66 kitaptır39’u Eski Antlaşma27’si Yeni Antlaşma dır.Hepsi birbirini tamamlar. Aynı şekilde 4 müjde kitabının da her biri gereklidir.Nasıl ki bir bardağı 4 kişi tarif ettiğinde herkes aynı bardağı anlatır ama farklıdetaylara değinir.. Aynı şekilde 4 İncil de aynı Mesihi anlatır: fakat farklı yönleri, farklı bakış açıları ve farklı hedef kitleler vardır.Bu 4 müjdenin kökeni Hezekiel peygamberin kitabında geçen ve dört yüzü olan varlığa dayanır. Bu dört yüz, İsa Mesih’in dünyadaki dört temel kimliğini sembolize eder

Hezekiel Peygamber’in Gördüğü Dört Yüz, İsa Mesih ve 4 İncil Bağlantısı

Hezekiel 1. bölümde peygamber, Tanrı’nın görkemini temsil eden dört canlı varlık görür. Bu varlıkların dört yüzu vardır: Aslan, Öküz/Boğa, İnsan ve Kartal.Hristiyan teolojisinde bu dört yüz, Isa Mesih’in dört yönünü ve Dört Müjde Kitabı’nın (Malta, Markos, Luka, Yuhanna)odaklandığı farklı bakış açılarını temsil eder. 1. Aslan Yüzü – İsa Mesih “Kral”dır (Matta Incili)Peygamberlik: Aslan güç ve egemenliği temsil eder; Yahuda oymağının simgesidir.Matta İncili: İsa’nın vaat edilen Kral Mesih olduğunu ispatlamak için yazılmıştır. Kral Davut’un soyundan geldiğini göstererek başlar. Mesaj: İsa, her şeye egemen olan Yahuda Aslanı dir2. Oküz/Boğa Yüzü İsa Mesih “Hizmetkár”dır (Markos İncili)Peygamberlik bağlantısı:Boğa, güç, dayanıklılık ve hizmeti temsil eder. Eski Ahit’te kurbanlık hayvan olarak görev niteliğini vurgular.Markos InciliMarkos, daha çok Roma’daki putperest geçmişe sahip insanlara yöneliktir. Amaç: İsa’yı çalışan, koşan, lylleştiren, hizmet eden Mesih olarak göstermek. Markos’ta soy kaydı yoktur, çünkü bir hizmetkârın soyu sorgulanmaz.Mesaj:Isa, insanlara hizmet elmek ve onlar için canını vermek üzere gelen Kusursuz Hizmetkärdır3. İnsan Yüzü – İsa Mesih “Kusursuz Insan”dır (Luka Incili)Peygamberlik: Insan yüzü bilgelik, duygu, merhamet ve empatiyi temsil eder.Luka: Bir doktor olarak İsa’nın insanı yönlerine; gözyaşlarına, dualarına, merhametine odaklanır. Mesaj: Isa, acılarımızı paylaşan, bizim gibi olan fakat günahsız kalan insanoğlu dur.4. Karlal Yüzü – Isa Mesih “Tanı’nın Oğlu dur (Yuhanna Incili)Peygamberlik: Kartal, göğe en yakın uçan ve ilahiyi temsil eden kuştur. Yuhanna: Diğerlerinden farklı olarak doğrudan Tanrısal bir girişle başlar: Mesaj: Isa sadece bir peygamber veya kral değil: Tanrı ile bir olan, gökten inen İlahi Söz dür

Devam Ettin ve Buraya Kadar Geldiysen….

Eğer bu satırları okuyorsan, büyük ihtimalle İsa Mesih’in kim olduğu. neden geldiği ve O’nun sunduğu haberin yani Müjde’nin senin için ne anlam ifade ettiğini merak ediyorsun. Belki içten içe “Tanı gerçekten beni seviyor mu?”, “Bağışlanabilir miyim?”, “Hayatım değişebilir mi? gibi sorular taşıyorsun.lyi haber şu ki: Evet. Isa Mesih, Tanı’nın sevgisini en açık şekilde göstermek için geldi. İman etmek, karmaşık bir ritüel ya da özel bir yeterlilik gerektirmez, Tanrı’nın sunduğu armağanı kalpten kabul etmeye dairdir.Eğer İsa Mesih’e iman etmek ve O’na hayatını teslim etmek istiyorsan, aşağıdaki dua bunun için bir başlangıç olabilir. Bu duanın gücü kelimelerde değil, senin içtenliğinde saklıdır.Iman Duast(Aziz Pavlus’un da belirttiği gibi, insan yureğiyle inanır ve diliyle bunu ifade ederek kurtuluşa yönelir)

“Rab İsa sana ihtiyacım olduğunu kabul ediyorum, Benim için öldüğüne ve dirildiğine inanıyorum. Günahlarımı bağışlamanı diliyorum. Seni hayatıma Rab ve Kurtarıcı olarak davet ediyorum. Beni yönlendir, değiştir ve Ruhun’la doldur. Sana ait olmak istiyorum,Amin…”